Furkan Vakfı; Adana’dan Mısır’a uzanan süreç sonunda kurulan bir tarikat.

1965 yılında Adana’da doğan Alparslan Kuytul, Adana Erkek Lisesini bitirdikten sonra Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Dini faaliyetleri lise ile üniversite arasındaki dönemde başladı. Üniversite yıllarında Kardeşler Kitabevini kurdu.
Tüm tarikatların büyümeden önce yavaş yavaş yaygınlaştığı erken dönemleri vardır; bunlar genellikle cami cemaati sohbetleri ve kitabevleridir. Görünürde kitabevidir ama vakıflaşmadan önce tarikatın temeli atılır. Radikal örgütler de dahil olmak üzere benzeri tüm yapıların baskı, yayın ve kitabevi faaliyetleri vardır.
Alparslan Kuytul, mühendislik fakültesini bitirdikten sonra El-Ezher Üniversitesi’nde Şeriat ve İslam Hukuku eğitimi için Mısır’a gitti. Furkan Vakfı da Kuytul’un Mısır’da olduğu dönemde kuruldu. Kuytul, Furkan Vakfı kurulduktan yaklaşık 3 yıl sonra Mısır’dan döndü.
Türkiye’de vakıf ve dernek gibi sivil toplum kuruluşlarının yapılanma süreçleri, hukuk sistemindeki denetim mekanizmaları ve toplumsal etkileri çerçevesinde çeşitli akademik ve siyasi tartışmalara konu olmaktadır. Bu tür yapıların eğitim, barınma ve sosyal yardımlaşma gibi alanlardaki faaliyetlerinin şeffaflığı, kamu denetimine ne ölçüde tabi olduğu ve toplumsal dinamikler üzerindeki uzun vadeli etkileri, hukukçular ve sosyologlar tarafından farklı perspektiflerle analiz edilmektedir. Mevzuat çerçevesinde vakıfların mali denetimleri ve faaliyet sınırları belirlenmiş olsa da, bu yapıların kurumsal stratejilerinin toplumsal yapı üzerindeki yansımaları üzerine yapılan değerlendirmeler kamuoyunda geniş yer bulmaktadır.
Kuytul 32 yaşında Mısır’dan dönüp Furkan Vakfının başına geçtikten sonra tarikat, hızlı bir büyüme ve yayılma sürecine girdi ve farklı şehirlere yayıldı. 2019 yılında Diyanet’e ait olduğu iddia edilen özel bir rapor yayınlandı. Bu rapor bugüne kadar ne yalanlandı ne de doğrulandı; fakat konuya hâkim, Diyanet yapısını bilen insanlar raporun gerçek olduğunu düşünüyor. Bu raporda Furkan tarikatı “selefi söylem” kategorisinde görülüyor.
Kritik süreçlere baktığımızda; tarikat referandumda çekimser kaldı, hatta Kuytul laiklik ve demokrasiden şikâyet etti. Zeytin Dalı Harekâtı’nı eleştirip İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesini savundular. Pandemi döneminde olağanüstü tedbirler alındığı zaman camilere kapanıp topluca itikaf ibadeti yapmak istediler. Bu yüzden o dönem camilerden toplumda infial yaratan görüntüler yansıdı. Toplum sağlığı için alınan kısıtlama kararları, tarikat tarafından ibadete kısıtlama gibi yansıtıldı.
2016-2018 dönemi de Furkan tarikatı hakkında iddianamelerin hazırlandığı, polis operasyonlarının başladığı dönemdir. İlk kırılmalardan biri, Kuytul’un darbe girişimi sonrasında söylediği “Demokrasi dediğiniz zaman tüm haramları kabul etmiş oluyorsunuz. Kim demokrasi için sokaklara çıkarsa gayriislami bir düzeni savunmuş olur.” sözleridir. Bu sözler nedeniyle hazırlanan iddianame, Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 2018 yılındaki operasyon sonrasında tarikat yönetiminden birçok kişi tutuklandı, vakfa kayyum atandı ve vakıf kapatıldı. 22 ay cezaevinde kalan Kuytul, 2019’da tahliye edildi. 2022 yılında iş insanı Koray Sarısaçlı’nın kaçırılıp zorla senet imzalatılması iddiası ile yürütülen soruşturmada tutuklandı ve 2023 yılında tahliye edildi. Bu dava hâlâ devam ediyor.
Günler önce başlatılan operasyondaki suçlamalar daha ağır. Soruşturma; “suç örgütü kurma ve yönetme”, “örgüt üyeliği”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “nitelikli dolandırıcılık”, “resmi belgede sahtecilik” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlamalarıyla yürütülüyor.